Reklam Yorumcusu
Özlem Dokuzlar

Özlem Dokuzlar

Çocuk da yaparım kariyer de deyip, küçüklüğünden beri içinde bir heves olarak kalan yazma dürtüsünü sonunda dinlemiş, köpürtülmeyi bekleyen deterjan gibi heyecanlı, fotoğraf çekmek için iguanayı bulan ve kameraya bakarak gülümsemesini bekleyen fotoğrafçı kadar sabırlı. Çabucak garip ruh hallerine bürünebilen biri olduğundan su anda da kendini bayağı bir yazar zannediyor. Eposta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ay Layk To Movit !

Rexonaa… O neydi GIIIIIIIIZ :) I Like To Move It… Ne zaman duysam çok eğlenirim, bu versiyon daha da süper olmuş.

Geçişleri hızlı birbiriyle alakasız bir çok insanın rol aldığı reklam filmleri çok hoşuma gider zaten. Bir ileri bir geri, müziğin ritmine göre oynatmalar, eğlenceli görüntüler on numara olmuş bayıldım.

Yüzde Yüz Yerli Burada

Gururlandıracak videolar yerli ürünler yerli oyunlar yerli üretim yerli ağ... Yerli Burada!

Hedefler ışık tutacak bilgilendirmeler... Yerli kelimesine bile ihtiyaç duyduğumuz günlerde beğenilecek bir site. Yerli ürün konusunda farkındalığı arttırarak yabancılara giden paramıza “Dur!” diyen siteyi kuran herkesi tebrik ederim.

Bence kesinlikle göz atılması gereken bir site!

www.yerliburada.net/

Aaa Tatilim Gelmiş !

Jolly Tur… İlk izlediğimde de bir gülümsemiştim şimdi tekrar izledim de iyi reklam…

Hoca olarak değil ama öğrenci olarak acayip yaşadım bu durumu. Kendimi hatırladım coğrafya derslerinde, hocanın duygularını çok iyi anladım:) Ege bölgesi olsun Akdeniz bölgesi olsun her konusu geçtiğinde içime bir şey oturur.

Açilişlaar Yipratiiir

Saçlarınla mutluysan hayat senden yana… Elidor’un yine beni bir türlü çekemeyen reklam filmlerinden.

Şu sendromlu kadını bi sevemedim zaten. Nedendir bilmem belki güzel olduğu içindir :)

Şampuan filmleri hep aynı format hep ölümüne fönlenmiş saçları sanki yıkayıp çıkmışta böyle olmuş havasına sokmak.

Esra Erol’a bir kere inandık diye Uzerli’ye de inanacak değiliz. :)

Düzgün konuşamayan bir insana reklam filminde neden şarkı söyletir insan? ‘’ Açilişlaar yipratiir’’ Şimdi bu hoşuna mı gidiyor yani? Zaten sesiyle de oynanmış kesin… Türkçesi hariç sesi güzel gibi. Hem kendi güzel hem sesi mi yani? Çok saçma olmaz öyle şey :) O arkasındaki dans eden kızların uyumsuzluğu, nasılsa herkes Meryem’e bakar bunlara bakan olmaz rahatlığından mı geliyor?

Saçlarınla barışık ol yeter ki engel falan yok. Geriye kalan her şey boş… Bizim hayatımızda havuz ve açılış olmadığı halde yıpranmış saçlar, hayatlar… Of kederlendim :P

O şımarık suratlı hassas Meryem aaaay kıyamam sana :S

Açılışlar nasıl da yıpratmış, oradan oraya koş Meryem koş… Böyle reklamlarda oynatırsanız yine tükenmesi an meselesi. Üstüne gitmeyin şu kızın.

Dokanmayın Meryem’ime…:)

Eti Alaska Fragmanı +18

Sinema salonlarının efsanesi Alaska Frigo artık bir ETİ markası… Eti Alaska Frigo olarak çıktı karşımıza. Bu sayede Eti’de dondurma sektörüne giriş yapmış bulunmakta.

Bir Eskişehirli ve Şeker Fabrikası çalışanı olarak ürünlerinde glikoz ve tatlandırıcı kullanmayan ve Şeker Fabrikasının önemli bir gelir kaynağı olan ETİ ve yeni ürünü Alaska Frigo bizim de gurur kaynağımız oldu.

Haydar Dümen'li Yandex Reklamı

Yandex… Hem de Haydar DÜMEN’li…İzledim reklamı, Haydar DÜMEN konusu ilginç tamam kabul. Ama dedim Özlem sen yine reklamdan uzaklaşıp konuyu saptırıp uzatırsan ne olacak? Sonra amaaan dedim, göze aldım, yazdım:)

Biraz araştırma yapayım dedim. Haydar DÜMEN okurlarına ne gibi cevaplar veriyor dedim… Baktım okudum biraz :) Bir an için reklamı yazmaktan vazgeçer gibi oldum…. Yok dedim okuyamayacağım dedim, en iyisi dedim, araştırmamak dedim, sonuçta bana ne dedim insanların sorunlarından dedim… Reklamı tekrar izledim:)

Gelin Mestan

Media Markt bir dost temalı reklam filmi… Bu sizde de tokatlama isteği uyandırdı mı yoksa yalnız ben miyim yani? İlk izleyip bitirdiğimde hiçbir tepki vermeyip şaka olmalı herhalde deyip tekrar tekrar izlediğim reklamlardan bu da. Bir nikah töreni, nikah masası,gelin,damat başta normal gibi. Sonra o gelinin çirkin ses tonuyla evlenmeeem evlenmeeem…:/ 

Filli Boya Simsiyah

Simsiyah bir ekran içimize işleyerek, sızlatarak beliren bir isim Özgecan… Günlerdir konuşamadım, yazamadım, yorum yapamadım, okudum, izledim… Sustukça büyüdü içimdekiler. Annenin keşke silahla öldürselerdi canı acımazdı diye bir cümlesi vardı. Babanın meleğimin üstüne toprak atmayın diye bir cümlesi… Bu cümlelerin üstüne cümle kurulamazdı. Sözlerin, sabırların o ailenin hayatlarının bittiği yerdi besbelli. Tarifi mümkün değil yaşadıklarımızın, gördüklerimizin, hissetmeye çalıştıklarımızın… Gözlerimi kısarak, dudaklarımı ısırarak, tırnak kenarlarımı yolarak, vücudumu kasarak, boğazım düğümlenerek, derin nefes alma ihtiyacı duyarak izliyorum, okuyorum günlerdir.

O neler hissetmişti acaba? Nasıl canı acımıştı? Nasıl korkmuştu? Nasıl direnmişti o caniye? Teslim olmama isteğiyle nasıl kavrulmuştu içi? Neler geçmişti aklından? Babasını düşünmüş müydü? Kurtaracak birini aramış mıydı gözleri? Yardım edin diye bağırmış mıydı? Bu acı bitsin hemen öleyim diye mi düşünmüştü parmakları kesilirken? Yoksa benim yaşamak için çok sebebim var yaşamak istiyordum mu demiştir? O caninin yüzünü kazımış mıdır beynine? Sevdiği birisi var mıydı acaba? Aşık olduğu birisi? O an onu mu düşünmüştü? Hayalleri nelerdi? Kariyer sahibi bir psikolog olacaktı belki. Anlamaya çalışacaktı insanları… Neden bu kadar acımasızlar, neden bu kadar kötüler? Nasıl bu kadar vicdansızlar çözebilecek miydi? Yanında biber gazı taşımayı düşündüğüne göre o da güvenmiyordu bu hayata. Çok haklıymış… Özgür olmadığımız, güven duymadığımız ,kendimizi koruyamadığımız bu yerdeki yaşama savaşını kaybetti Özgecan… Onunla birlikte binlerce insanın yandı canı…

Hissettiklerimiz derin, anlatması zor… Çok karanlık günlerdir izlediklerimiz, simsiyah… Unutmamız mümkün değil, yok saymamız imkansız. Geriye dönmek imkansız. Onu geriye getirmek de… Ne Özgecan’ı ne Fatma Yazanı, ne Mert’i, ne Gizem’i ne diğerlerini…

Küçük bir kızım var benim… Tam diyorum ki daha kendimizi koruyamazken onu nasıl korurum? Böyle vahşete sahip insanlar varken, böyle vahşeti savunan insanlar varken söyledikleriyle, yazdıklarıyla asıl bizi vahşete düşüren insanlara sahipken nasıl güven vereceğim kızıma? Sonra diyorum ki umutsuzluğa kapılmaya hakkım yok. Kavgadan, savaştan çekilmeyeceğiz elbet… Umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Mutlu yetiştireceğiz çocuklarımızı her şeye rağmen. Kavgadan vahşetten uzak. Hayatlara saygılı, insanları incitmeyen, sevgi dolu çocuklar. Olacak bir şekilde tabii.
Güven dolu bir ülkede yaşayacağız biz de. Kandan, silahtan uzak, vicdanlı bir ülke olacağız.

Çocuklar inanın, inanın çocuklar… Güzel günler göreceğiz güneşli günler…

Bu RSS beslemesine abone ol
Top of Page